SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUKLARDA KUSUR YETENEĞİNİN TESPİTİ: FİİLE ÖZGÜ RAPOR ZORUNLULUĞU
- Av. Burak Kutay YALÇINER

- 12 Şub
- 2 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 15 Şub

Türk Ceza Hukuku sistematiğinde ceza sorumluluğunun temeli "kusur" ilkesine dayanır. Bu ilke gereğince; failin cezalandırılabilmesi için, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğine sahip olması şarttır.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 31/2 uyarınca, suç tarihinde 12-15 yaş grubunda bulunan suça sürüklenen çocukların cezai ehliyeti, karine olarak mevcut kabul edilmez; her somut olayda ayrıca ve açıkça tespiti zorunludur.
Uygulamada, çoklu suç isnadıyla yargılanıldığı hallerde, mahkemelerin tek bir suç için alınan adli tıp raporunu diğer suçlara teşmil ederek hüküm kurduğu görülmektedir.
Bu yazımızda, Yargıtay içtihatlarından yola çıkarak; kusur yeteneği değerlendirmesinin bütüncül değil, "fiile özgü" yapılması gerektiğini ele alacağız.
I. Hukuki Sorun: Algılama Yeteneği, Suçun Niteliğine Göre Değişebilir
12-15 yaş grubundaki çocukların zihinsel ve sosyal gelişimleri henüz tamamlanmamıştır. Bu süreçte, çocuğun somut bir eylemin haksızlığını kavrayabilmesi ile daha soyut hukuki değerleri ihlal eden eylemlerin sonuçlarını kavrayabilmesi arasında fark olması muhtemeldir.
TCK m. 31/2, yargı makamlarına SSÇ'nin algılama yeteneğini genel olarak değil, bizzat işlediği fiil ile ilgili olarak araştırma yükümlülüğü getirir. Kanundaki bu "fiil" vurgusu; soyut bir ehliyet incelemesini değil, somut suç tipine özgü, teknik bir değerlendirmeyi zorunlu kılmaktadır.
II. Yargıtay İçtihadı: "Fiile Özgü" Değerlendirme Şartı
Yargıtay 2. Ceza Dairesinin, 26.09.2019 tarihli, 2019/7667 E. ve 2019/14332 K. sayılı ilamı, usul hukukumuz açısından emsal niteliktedir.
Bahsettiğimiz karara konu olayda;
SSÇ hakkında "Hırsızlık" ve "Konut Dokunulmazlığının İhlali" suçlarından kamu davası açılmıştır.
Yerel mahkeme, SSÇ'nin "Hırsızlık suçundan farik ve mümeyyiz olduğuna" dair tanzim edilen 03.11.2014 tarihli uzman hekim raporunu esas alarak, her iki suçtan da mahkûmiyet hükmü kurmuştur.
Yargıtay, yerel mahkemenin bu kararını bozmuştur. Bozma gerekçesinde; hırsızlık suçu için alınan raporun, hukuki konusu ve koruduğu yarar farklı olan konut dokunulmazlığının ihlali suçu açısından geçerli kabul edilemeyeceği vurgulanmıştır.
İlgili içtihat şu esasa dayanır: Bir suçtan dolayı alınan rapor, dosya kapsamındaki diğer suçlar yönünden kesin bir karine teşkil etmez. Zira çocuğun hırsızlık eyleminin haksızlığını kavraması, konut dokunulmazlığı gibi daha soyut hukuki değerleri de idrak ettiği anlamına gelmez. Adil yargılanma ilkesi gereği; varsayımlarla değil, her fiil için ayrı ayrı düzenlenmiş raporlarla hüküm kurulması zorunludur.
III. Kıyasen Uygulama: TCK m. 32 ve Akıl Hastalığı
Benzer bir hukuki mantık, TCK m. 32 kapsamında akıl hastalığı veya zayıflığı bulunan sanıklar için de geçerlidir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi (E: 2015/13345, K: 2019/13166), farklı tarihlerde işlenen suçlarda, önceki tarihli bir suç için alınan raporun, sonraki eyleme "sirayet etmeyeceğine" hükmetmiştir.
Bu da gösteriyor ki, ceza ehliyeti sabit bir veri değildir; aksine her fiil ve zaman dilimi için ayrı ayrı değerlendirilmesi gereken değişken bir durumdur.
IV. Sonuç ve Hukuki Değerlendirme
Ceza muhakemesinin amacı maddi gerçeğe ulaşmaktır; ancak bu amaca ulaşırken şüpheli veya sanığın, özellikle de çocukların usuli güvenceleri ihlal edilemez.
SSÇ yargılamalarında müdafilerin ve yargı makamlarının dikkat etmesi gereken temel hususlar şunlardır:
Suç Ayrımı: İddianamede birden fazla suç isnadı varsa, Adli Tıp Kurumu veya ilgili sağlık kuruluşundan alınacak raporda her bir suç maddesinin ayrı ayrı değerlendirilmesi talep edilmelidir.
Raporun İçeriği: Dosyadaki raporun sıradan bir zeka testinden ibaret olup olmadığı, somut fiille ilgili özel bir değerlendirme içerip içermediği mutlaka kontrol edilmelidir.
Cezai ehliyet gibi hayati bir konuda, varsayımlarla değil, bilimsel ve denetime elverişli raporlarla hareket edilmelidir. Aksi takdirde verilen karar, hukuka aykırı olmaktan kurtulamaz.
